24 Şubat 2011 Perşembe

Jack Wilshere

Yanılmıyorsam çoğu kişi gibi ben de 2008 yılındaki Emirates Cup'ta izledim ilk kez Wilshere'ı. 16 yaşında ilk kez Arsenal A Takımında forma giyerek, en genç forma giyen oyuncusu oldu  Arsenal'in. 1 sene sonra Şampiyonlar Ligi'nde Dinoma Kiev'e karşı 17 yaşında oynayarak bir kez daha tarihe geçti.  Arsene Wenger onun için "Bazı genç yetenekler çok iyi performans sergiliyor. Özellikle tüm gözler Jack Wilshere üzerinde. Şaşırtıcı bir şekilde yaşından daha olgun bir futbol sergiliyor, onu izlediğiniz zaman kaç yaşında oldugunu unutuyorsunuz" diyordu. Ne kadar da doğru. İnsanın onun daha 19 yaşında olduğuna inanamıyor. 

İnanılmaz hırsı, 170'lik boyuna rağmen karşısındaki devlerle mücadelesinde ayakta kalması, top tekniği, pas yüzdesi. Hepsi mevcut Wilshere'de. 4-0'dan 4-4 gelen NewcatleUnited maçında skora isyan eden tek oyuncuydu Wilshere. Sahada Fabregas'lar, RVP'ler varken, bir tek o isyan ediyordu oyuna. Bu kadar da istekli, arzuluydu. 

Aşağıdaki video geçen haftaiçi oynana Barcelona maçından. Bu kadar üst düzey bir karşılaşmada neredeyse 0'a yakın pas hatası veya yanlış tercihle oynuyor. İkili, hatta üçlü mücadelelerde ayakta kalıyor. Evet hatırlatmakta bir kez daha fayda var, bu çocuk 19 yaşında !



Arsenal- Barcelona Şampiyonlar Ligi Maçı - Jack Wilshere

video

Yüksek Kalitede izlemek için;
http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150095707843301&oid=112641198810981&comments

Arsenal 1-0 Stoke City

Arsenal [1 - 0] Stoke City
8' [1 - 0] S. Squillaci 

Erteleme maçında Stoke City'i 1-0'la geçip, Manchester'ın 1 maç eksiği ile puan farkını 1'e indirdik. Ve bunun yanında da yenilmezlik rekorumuzu 10 maça çıkartııp kaybetmeyi unutmamızsa şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj. Pazar günü oynayacağımız Lig Kupası maçı öncesi  bir kayba uğramamamız önemliydi. Şimdi artık uzun senelerdir kupa hasretine bir son verme maçı var önümüzde. Yamulmuyorsam en son 2005'te kazanılan Fa Cup başarısı mevcut.

Kötü haberse Fabregas'ın sakatlığı. Önümüzdeki maçta oynaması zor gibi. Geçen senelerde çok çektik sakatlıklardan, bu sene başında da. Ama sezon sonunda yeniden hortlamaya başladı sanırım bu kabus.


istatistikler sporx.'ten alıntıdır.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Ibrahimovic Arsenal'de

İbrahimoviç Arsenal'de-ydi. Ama yıl 2001'deyken. Bir rivayete göre İbrahimovic Malmö'de oynarken Arsenal'in kapısından dönmüş. Nasıl mı ?

Arsenal ve Malmö her konuda anlaşılmış. 3 milyon poundda da el sıkışılmış. Ancak Arsene Wenger imzalar atılmadan önce İbra'yı bir deneme sürecine almak istemiş. Buna çok bozulan İbra da Arsenal yerine Ajax'ın yolunu tutuvermiş. Arsenal de o sene tam 8 milyon poundda Francis Jeffers ile anlaşmış. Francis Jeffers'i hatırlayan var mı aranızda ? Ben de pek hatırlamıyorum. Bir tek Championship Manager 03 04 oynundan hatırlıyorum. Orada özellikleri gayet iyiydi ama, şimdi nerede kim bilir. Vikipedia bilir elbette. Şu an Motherwell'de oynuyor. Neyse demek istediğim İbrahimoviç'i kaçırıp tam anlamıyla bir bidonu transfer etmişiz onun yerine. Gerçi İbrahimoviç'i alsaydık bile eminim çoktan satmış olurduk. Belki o zaman Henry'e ihtiyaç duymayacaktık ve Henry'i transfer etmeyecektik. Hayırlısı böyleymiş napalım.


17 Şubat 2011 Perşembe

Arsenal 2- Barcelona 1

Gerçekten güzel bir zafer elde ettik diyebiliriz. Güntekin Onay'a göre Barcelona'yı yenemeyecek tek takım olan Arsenal 1-0 geriye düştüğü karşılaşmadan 2-1 galip ayrıldı. Barcelona ve Arsenal pas oyununu en iyi oynayan iki takım şüphesiz. Güntekin Onay'ın Arsenal'in galibiyetine şans vermemesinin nedeni Barcelona'nın bu oyunu daha iyi oynadığıydı. Ama Arsenal bu pas oyununu daha zor bir lig olan Premier Ligte oynuyordu, bunu da unutmamak gerekir.

Maça gergin başladık. Barcelona'nın rakiplerinde son zamanlarda bu hep oluyor. Bu da Barcelona'yı bir adım öne geçiriyor maça başlarken. Barcelona'nın bize tehdit oluşturabileceği en önemli özelliği çok pas yapıp defansın arkasına Messi'yi ve David Villa'yı kaçırmaktı. Nitekim de maçın ilk bölümünda başardı bunu Barcelona. Ama buna rağmen inatla ileri kurdu defansı Arsene Wenger. Bu riske karşın alanı daraltıp, pas trafiğini kesmeyi amaçladı. İlk yarının ilk bölümü dışında da başardı diyebiliriz Arsenal bunu. Dediğim gibi maçın ilk bölümü çok tedbirli oynadık. İleri çıkışlarda genelde topu ileri taşıyan oyuncu hep yalnız kaldı. Arsenal'in en büyük özelliği 3lü orta sahadan en az 2sinin dönüşümlü olarak rakip ceza alanı çevresinde tehdit oluşturmasıydı. Dün bu gerçekleşmeyince ilk dakikalarda zorlandık.

Golden sonra devrenin sonlarına doğru kendi oyunumuzu yavaş yavaş kabul ettirdik rakibe. O an gol bulsak işimiz daha da kolay olurdu ancak olmadı. 2. yarı ise ilk yarının kaldığı yerden devam ettik oyunumuza. Ta ki Arshavin girene kadar. O an oyunu tekrar dengeledi Barcelona. Daha sonraki Bendther değişikliği ileyse oyunun ve maçın galibi biz olduk.

Maçın adamı Jack Wilshere'dı şüphesiz. Fabregas'ın yapması gerekeni o yaptı. Daha sonra golde hatası olmasına rağmen Koscielny'di. Messi ve Pedro'ya adım attırmadı. Gerçekten yediğimiz golün 1'de kalmasında büyük payı vardı. Nasri ise oldukça olgundu. Hırslı, agresif, isteyen bir görüntüsü vardı. Maçın hayal kırıklığı ise Fabregas'tı. Sazı bir türlü eline alamadı ne yazik ki.

Rövanş maçında Pique cezalı. Puyol'un oynayıp oynamayacağı belli değil. Barcelona defansta sıkıntı çekecek. Bunu avantaja çevirebiliriz. Şimdiden geçen seneki maç  gibi bir maç beklemeye başladı şüphesiz Barça tarafı. Ama bir şeyi unutuyorlar ki geçen seneki Arsenal yok karşılarında.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Rüyadan Kabusa 4-4

Geçen haftaki 1-0 geriden gelip kazanılan 2-1'lik Everton maçında şampiyonluğa ne kadar inandığımızı yazmıştım. Bu maç ise tam tersiydi. 4-0 önden gelip 4-4 olan maçta sanki o kadar isteksizdik şampiyonluğa.Wilshere dışında skora isyan eden kimse yoktu. İlk yarıyı izleme şansım olmadı babamın beşiktaş'ın maçını izleme arzusundan. Sadece 30. dakikada skora baktığımda 4-0'dı ve o 4 gol o an atılmışcasına sevindim. Korkuyordum bu deplasmandan. Nasri'nin sakatlığından sonra Arshavin'in ve Rosicky'nin kötü oyunu bu maç için endişelendiriyordu beni ama o an gördüğüm 4-0 rahatlatmıştı beni.

Hakem rezaletti. Diaby'nin ayağını kırmanın eşiğinden döndüren Barton'a sarı kart bile yoktu. Tamam Diaby'nin hareketi biraz abartıydı ama Barton'ın cezası nerede ? Ya ilk gol sonrası güzel bir güreşçi edasıyla Szczesny'i indiren Kevin Nolan'ın, Diaby'den masum kalır yanı ne ki ? İlk penaltı neyse ama 2. penaltı ve 4.golden önceki faulü bir hakem nasıl çalar yav ? Şampiyonluğa bu kadar yaklaşılmışken ya bu maç yüzünden hasret kalınan şampiyonluğa bir sene daha el sallamak zorunda kalırsak. Tamam 10 kişi kalabilirsin ama bu kadar da aciz oynanmaz ki. Gerçekten yazık !

Son dakika editi: Manu yenildi ve fark 4'e indi. Kaçan 2 puan daha büyük oldu.

2 Şubat 2011 Çarşamba

5 Dakkada Arsenal

Kesinlikle çok şey ifade ediyor bu maç. Şampiyonluğun telafuz edilmesinde ne kadar haklı olduğumuzu gösteren bir maç oldu bu. Şüphesiz bu karşılaşma kaybedilseydi ne yazik ki bu sezon da şampiyonluğa ulaşamayacağımız bir sezon olacaktı.

Oldukça zorlandık aslında pozisyona girerken. Bunda da en büyük sebep Rosicky'nin oyuna ağırlığını koyamaması ve Fabregas'ın Jack Rodwell'in markajından bir türlü kendini kurtaramamasıydı. İkinci yarı biraz kıpırdanma vardı Rosicky'de ama yine tatmin etmedi ki Wenger'i, oyundan alıp Arshavin'i sürdü oyuna. Arshavin'in deRosicky'nin aksine daha çok ceza sahasına girmesi, sıkı markajdaki Fabregas'ı da rahatlattı. Zaten gol de bu şekilde geldi. 2. golden önceki 5 dakikalık sürede Arsenal'in Everton'a karşı topla oynamadaki %100'e %0'lık üstünlüğü, Arsenal'in maçı ve en önemlisi şampiyonluğu ne kadar çok istediğinin göstergesiydi.

Neticede haftasonu oynanan Fa Cup'ta 2 kayıp vermemize rağmen bu maçı kazanmak çok ama çok önemliydi.

Arsenal 2 Everton 1


 
istatitstikler sporx.com'dan alıntıdır.