6 Mayıs 2011 Cuma

Charlize Theron at Emirates



Geçen hafta sonu oynanan Manchester United karşılaşmasınını Emirates'te izleyen arasında Charlize Theron da vardı.

Bi Umut


Arsenal [1 - 0] Manchester United
56' [1 - 0] A. Ramsey 

Maçın üzerinden neredeyse 1 hafta geçti ama ben ancak vakit bulabildim yazı yazmak için.Bu galibiyet aradaki puan farkını 6'a indirdi son 3 haftaya girerken. Bu maçı kazanıp, şampiyonluğu kaybedecek olmamız bizi daha da çok üzecek, sezon içinde kaybettiğimiz salakça puanları daha çok aramamıza sebep verecek. Şampiyonluk şansımız bu galibiyetle %1'den %10'lara çıktı ancak yine de çok az. Çünkü önümüzde geçen haftadan beri artık 2 rakip var. Bu da şampiyonluk şansımızı oldukça zora sokuyor. Haftaya Chelsea Manchester'ı yense bile kalan 2 haftada bu iki rakibin birlikte puan kaybetmesini bekleyeceğiz. Ama yine de çıkmayan candan umut kesilmez.

Maça gelecek olursak gole kadar ve golden 5-6 dakka sonrası bizim kontrolümüzde geçti. Topla oynayan bizdik. Manchester 0-0'ın onlara yeteceğinin farkındaydı ki, kaptıkları toplarla hücumu düşündüler yalnızca. Aslında ilk yarıda biraz akıllı olsaydık ve hakem bariz penaltımızı verseydi skoru daha erken bulabilirdik. Bu da Manchester'ın hücumu daha erken düşünmesine ve bizim de hızlı oyuncularımızla Manchester'ın arkada bırakacağı boşluklar sayesinde tehlikeler yaratabilirdik. Ama golü 56. dakikada Ramsey ile bulduk. Zaten bu andan itibaren de Manchester risk altı ve arkada çokça boşluk bıraktı. Biz de bu boşluklardan tehlikeler yarattık. İşte golü erken bulsaydı bu boşlukları daha erken ve daha çok bulabilirdik.

Bu galibiyetle aslında kendimizden çok Chelsea'ya çalıştık denilebilir. Onların şampiyonluk iştahı daha da kabarmıştır bu skordan sonra. 3 takım zirvede 3 puan arayla sıralandı ve ligin bitmesine 3 hafta var. Bakalım sonuç ne olacak.

Arsenal'in kalan maçları (67)
Stoke City (d)
Aston Villa
Fulham (d)

Chelsea'nin kalan maçları (70)

Manchester United (d)
Newscastle United
Everton (d)

Manchester United'ın kalan maçları (73)
Chelsea 
Blacburn Rovers (d)
Blackpool




29 Nisan 2011 Cuma

Emirates Cup 2011

Artık geleneksel hâle gelen Emirates Cup'ın bu seneki katılımcıları belli oldu. PSGBoca Juniors ve New York Red Bulls. Bu sene 5.si düzenlecek olan kupayı 3 kez Arsenal, 1 kezse Hamburg kazandı. 30-31 Temmuz 2011'de gerçekleşmesi planlanan kupanın programıysa şu şekilde.

30 Temmuz 2011 Cumartesi
16:00 New York Red Bulls-Paris Saint Germain
18:20 Arsenal-Boca Juniors


31 Temmuz 2011 Pazar
16:00 Boca Juniors-Paris Saint Germain
18:20 Arsenal-New York Red Bulls

Bilindiği üzre, bu kupanın farklı bir formatı var. Galibiyet 3, beraberlik 1 puan. Bunun dışında atılan her gol de 1 puana denk geliyor. Her takım 2 karşılaşma oynuyor ve bu puanlama sistemiyle takımlar sıralanıyor. En çok puanı toplayan takım kupanun sahibi oluyor.

Bu sefer yapılacak kupanın ayrı bir önemi var. Thierry Henry, New York Red Bulls formasıyla da olsa evine dönecek. Umarım geçen yıllarda olduğu gibi NtvSpor maçları verir ve biz de Henry'i uzun bir aradan sonra izleme fırsatı yakalarız.

28 Nisan 2011 Perşembe

Şampiyonluk Yine Başka Bahara

4'te 4 giderken birden bire elimizde 0 kaldı. Artık bu sezonu da kupasız geçtik diyebiliriz. Yani kupasız geçen 6. sezon. En son 2005'te alınan FA Cup'tan bu yana kupaya hasret kaldık diyebiliriz. İlk başta Carling Cup'taki son dakika gölüyle finali kaybetmemiz, ardında Barcelona'yı Emirates'te 2-1 yenmemize rağmen, deplasmanda yenilip elenmemiz, Fa Cup'ta Manchester United'a çok kötü bir futbolla boğun eğmemiz ve son olarak da ligten kopmamız. Son haftalardaki düşüşümüz son olarak Bolton'a yenilmemizle taçlandırılmış(!) oldu. Manchester'ın da oyunun son bölümlerinde Everton'a karşı bulduğu golle 3 puanı alması sonucunda puan farkı 9'a yükseldi.

Oysaki bu haftaları iple çekiyorduk. Önce Manchester bize gelecek, ardından da Chelsea ile karşılaşcaktı. Yani 2 hafta puan kaybı yaşayabilirdi Machester. Artık pek önem teşkil etmiyor. Manchester bu iki maçı kaybetse bile son 2 haftaya 3 puan önümüzde girecek. He bir de önümüzde artık nur topu gibi bir de Chelsea var. Yani bu sezon şampiyonluğa hayal demek pek de kötümser bir davranış olmaz.

Bu sezon da şampiyonluktan uzak kalmamızın nedeni aslında son haftalar değil, sezon içindeki bir kaç maç. Aklıma gelenler ilk başta Tottenham'a evimizde 2-0'dan 3-2 yenilmemiz. Sonra bu maçın rövanşında 3-1 öndeyken 3-3 yakalanmamız. Bu iki maçta 5 puan kaybettilk. Tottenham şampiyon olamasa bile bizi şampiyonluktan ederek mutlu olmuşlardır. Bunun dışında o meşhur maç. 4-0'dan 4-4 olan maç. Giden 2 puan. Eğer şampiyonluğa oynuyorsan 4-0'dan 4-4'e yakalanan değil, tam tersi 4-0'dan 4-4 yapacağın maçlar oynamalısın. Ama gel gör ki kaybedilen altın değerinde 2 puan. Ve bir başka maç, 4 maçtır kaybeden Sunderland'le Emirates'te 0-0 berabere kaldığımız maç. Gerçi Newcastle maçındaki ucuz penaltılar ve Sunderland maçındaki hakem hataları puan kaybetmemize sebep verdiyse, bu maçlarda kendi hatalarımız da yok değil. Ama asıl kaos Liverpool maçı oldu. Bunlar benim aklıma ilk gelenler. Elbet daha da var. İşte bu hatalar zinciri bizi son 4 haftada 3.lüğe itti ve kupasız bir sezonu beraberinde getirdi.

Dennis Bergkamp'tan Harika Gol

Geçenlerde ''Goal Parade - En Güzel 100 gol'' isimli belgeseli izlerken görmüştüm bu videoyu. En güzel 30. - 40. gol falandı ama bence harika bir gol. Bergkamp'ın gerçek bir efsane olduğunu gösteren bir gol. Fazla konuşmaya gerek yok, buyurun Dennis Bergkamp'ın Newcastle  United'a attığı gol.

video
Not: Asisti Robert Pires yapıyor.

12 Nisan 2011 Salı

City'nin Hedefi Wilshere

Haftasonu İngiltere'de bu iddia ortaya atıldı. Manchester City'nin Wilshere için yaklaşık 40 milyon paundu gözden çıkardığı söyleniyor. Sezon sonu hem Fabregas hem de Wilshere satılırsa bu Arsenal için yıkım olur. 3'lü orta sahanın iki temel taşı bu iki oyuncu. Ama Arsene Wenger bunu hep yapıyor, oyuncuyu parlatıp, onları satıp, yerine yenilerini monte etmeyi. Ama bu işlem hemen 1 sezonda olmuyor. Wilshere ve Fabregas'ın gitmesi bize en az 3 veya 4 sezona mal olabilir. 3 veya 4 sezon daha kupasız bir döneme kim kayıtsız kalır bilemiyorum.

1 Nisan 2011 Cuma

Arsenal v Blackburn

Arsenal v Blackburn
Emirates Stadium
2 Nisan Cumartesi 19:30
Hakem: Phil Dowd

3 Mart 2011 Perşembe

5. Vites

İngiliz FA Kupası: Arsenal 5 - 0 Leyton Orient

Arsenal'in gollerini, 7, dakikada Chamakh, 75. dakikada Clichy ve 30,43 ve 62. (p) dakikada Bendtner kaydetti..


İşi bu maça bırakmamız hataydı. Bu maç trafiğine hiç yoktan bir maç daha demekti bu maç ama olsun, farklı kazanmayı bildik. Bizim için moral oldu bu. Özellikle Bendtner'in hat-trick yapması anlamlıydı.


1Manuel AlmuniaKaleci
18Sébastien SquillaciDefans
48Ignasi MiquelDefans
28Kieran GibbsDefans
27Emmanuel EboueDefans
15DenilsonOrta Saha
2Abou DiabyOrta Saha
7Tomas RosickyOrta Saha
44Conor HendersonOrta Saha
52Nicklas BendtnerForvet
29Marouane ChamakhForvet





















2 Mart 2011 Çarşamba

Leyton Maçı Muhtemel 11

Muhtemel 11:
Almunia, Eboue, Djourou, Squillaci, Gibbs, Diaby, Rosicky, Denilson, Bendtner, Chamakh, Arshavin

şeklinde olması muhtemel. Yoğun maç tepmosunda Wilshere, Song, Nasri gibi oyuncuların dinlenmesi açısından dpğru bir tercih. Ayrıca van Persie'nin sakatlığından dolayı bir müddet oynayamayacak olmasından ötürü Chamakh'ın form tutması açısından da önemli bir 11. Bence işi ilk maçta bitirip, bu yoğun maç trafiğine bir maç daha eklememiz baştan hataydı ancak bu maçı kazanıp, Lig Kupası moral bozukluğunu üstümüzden atmamız lazım.

Chelsea-Manu:2-1

Chelsea geriye düştüğü karşılaşmayı 2-1 kazanıp ekmeğimize yağ sürdü. Puan farkı hâla 4 ancak bizim 1 maçımız eksik. Bu akşam Fa Cup'ta tekrar maçımız var. Ne yazık ki yayın yok.

1 Mart 2011 Salı

Bloguma Dokunma !

Bu Sefer de Olmadı

Arsenal [1 - 2] Birmingham City
28' [0 - 1] N. Zigic
39' [1 - 1] R.v. Persie
89' [1 - 2] O. Martins

Çok önemli bir kupa olmasa da, kupasız geçen bunca süreçe bir pansuman olması açısından bizim açımızdan önemliydi, ancak yine olmadı. Fabregas'ın ve Walcott'un sakatlığından, Nasri Fabregasın boşluğunu doldurmaya çalışırken, kanatlardaysa Arshavin ve Rosicky vardı.Kanatlarda ne zaman bu ikisi olsa takım üretkenlik sıkıntısı çekiyor. Özellikle de Rosicky'nin vadesi doldu. Galatasaray falan alsa keşke.


Arsenal
Szczesny, Sagna, Djourou, Koscielny, Clichy, Song, Wilshere, Rosicky, Nasri, Arshavin (Dk. 77 Chamakh), Robin van Persie (Dk.69 Bendtner)

Birmingham City
Foster, Carr, Jiranek, Johnson, Ridgewell, Bowyer, Ferguson, Gardner (Dk. 50 Beausejour), Larsson, Fahey (Dk. 83 Martins), Zigic (Dk.90 2 Jerome)

24 Şubat 2011 Perşembe

Jack Wilshere

Yanılmıyorsam çoğu kişi gibi ben de 2008 yılındaki Emirates Cup'ta izledim ilk kez Wilshere'ı. 16 yaşında ilk kez Arsenal A Takımında forma giyerek, en genç forma giyen oyuncusu oldu  Arsenal'in. 1 sene sonra Şampiyonlar Ligi'nde Dinoma Kiev'e karşı 17 yaşında oynayarak bir kez daha tarihe geçti.  Arsene Wenger onun için "Bazı genç yetenekler çok iyi performans sergiliyor. Özellikle tüm gözler Jack Wilshere üzerinde. Şaşırtıcı bir şekilde yaşından daha olgun bir futbol sergiliyor, onu izlediğiniz zaman kaç yaşında oldugunu unutuyorsunuz" diyordu. Ne kadar da doğru. İnsanın onun daha 19 yaşında olduğuna inanamıyor. 

İnanılmaz hırsı, 170'lik boyuna rağmen karşısındaki devlerle mücadelesinde ayakta kalması, top tekniği, pas yüzdesi. Hepsi mevcut Wilshere'de. 4-0'dan 4-4 gelen NewcatleUnited maçında skora isyan eden tek oyuncuydu Wilshere. Sahada Fabregas'lar, RVP'ler varken, bir tek o isyan ediyordu oyuna. Bu kadar da istekli, arzuluydu. 

Aşağıdaki video geçen haftaiçi oynana Barcelona maçından. Bu kadar üst düzey bir karşılaşmada neredeyse 0'a yakın pas hatası veya yanlış tercihle oynuyor. İkili, hatta üçlü mücadelelerde ayakta kalıyor. Evet hatırlatmakta bir kez daha fayda var, bu çocuk 19 yaşında !



Arsenal- Barcelona Şampiyonlar Ligi Maçı - Jack Wilshere

video

Yüksek Kalitede izlemek için;
http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150095707843301&oid=112641198810981&comments

Arsenal 1-0 Stoke City

Arsenal [1 - 0] Stoke City
8' [1 - 0] S. Squillaci 

Erteleme maçında Stoke City'i 1-0'la geçip, Manchester'ın 1 maç eksiği ile puan farkını 1'e indirdik. Ve bunun yanında da yenilmezlik rekorumuzu 10 maça çıkartııp kaybetmeyi unutmamızsa şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj. Pazar günü oynayacağımız Lig Kupası maçı öncesi  bir kayba uğramamamız önemliydi. Şimdi artık uzun senelerdir kupa hasretine bir son verme maçı var önümüzde. Yamulmuyorsam en son 2005'te kazanılan Fa Cup başarısı mevcut.

Kötü haberse Fabregas'ın sakatlığı. Önümüzdeki maçta oynaması zor gibi. Geçen senelerde çok çektik sakatlıklardan, bu sene başında da. Ama sezon sonunda yeniden hortlamaya başladı sanırım bu kabus.


istatistikler sporx.'ten alıntıdır.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Ibrahimovic Arsenal'de

İbrahimoviç Arsenal'de-ydi. Ama yıl 2001'deyken. Bir rivayete göre İbrahimovic Malmö'de oynarken Arsenal'in kapısından dönmüş. Nasıl mı ?

Arsenal ve Malmö her konuda anlaşılmış. 3 milyon poundda da el sıkışılmış. Ancak Arsene Wenger imzalar atılmadan önce İbra'yı bir deneme sürecine almak istemiş. Buna çok bozulan İbra da Arsenal yerine Ajax'ın yolunu tutuvermiş. Arsenal de o sene tam 8 milyon poundda Francis Jeffers ile anlaşmış. Francis Jeffers'i hatırlayan var mı aranızda ? Ben de pek hatırlamıyorum. Bir tek Championship Manager 03 04 oynundan hatırlıyorum. Orada özellikleri gayet iyiydi ama, şimdi nerede kim bilir. Vikipedia bilir elbette. Şu an Motherwell'de oynuyor. Neyse demek istediğim İbrahimoviç'i kaçırıp tam anlamıyla bir bidonu transfer etmişiz onun yerine. Gerçi İbrahimoviç'i alsaydık bile eminim çoktan satmış olurduk. Belki o zaman Henry'e ihtiyaç duymayacaktık ve Henry'i transfer etmeyecektik. Hayırlısı böyleymiş napalım.


17 Şubat 2011 Perşembe

Arsenal 2- Barcelona 1

Gerçekten güzel bir zafer elde ettik diyebiliriz. Güntekin Onay'a göre Barcelona'yı yenemeyecek tek takım olan Arsenal 1-0 geriye düştüğü karşılaşmadan 2-1 galip ayrıldı. Barcelona ve Arsenal pas oyununu en iyi oynayan iki takım şüphesiz. Güntekin Onay'ın Arsenal'in galibiyetine şans vermemesinin nedeni Barcelona'nın bu oyunu daha iyi oynadığıydı. Ama Arsenal bu pas oyununu daha zor bir lig olan Premier Ligte oynuyordu, bunu da unutmamak gerekir.

Maça gergin başladık. Barcelona'nın rakiplerinde son zamanlarda bu hep oluyor. Bu da Barcelona'yı bir adım öne geçiriyor maça başlarken. Barcelona'nın bize tehdit oluşturabileceği en önemli özelliği çok pas yapıp defansın arkasına Messi'yi ve David Villa'yı kaçırmaktı. Nitekim de maçın ilk bölümünda başardı bunu Barcelona. Ama buna rağmen inatla ileri kurdu defansı Arsene Wenger. Bu riske karşın alanı daraltıp, pas trafiğini kesmeyi amaçladı. İlk yarının ilk bölümü dışında da başardı diyebiliriz Arsenal bunu. Dediğim gibi maçın ilk bölümü çok tedbirli oynadık. İleri çıkışlarda genelde topu ileri taşıyan oyuncu hep yalnız kaldı. Arsenal'in en büyük özelliği 3lü orta sahadan en az 2sinin dönüşümlü olarak rakip ceza alanı çevresinde tehdit oluşturmasıydı. Dün bu gerçekleşmeyince ilk dakikalarda zorlandık.

Golden sonra devrenin sonlarına doğru kendi oyunumuzu yavaş yavaş kabul ettirdik rakibe. O an gol bulsak işimiz daha da kolay olurdu ancak olmadı. 2. yarı ise ilk yarının kaldığı yerden devam ettik oyunumuza. Ta ki Arshavin girene kadar. O an oyunu tekrar dengeledi Barcelona. Daha sonraki Bendther değişikliği ileyse oyunun ve maçın galibi biz olduk.

Maçın adamı Jack Wilshere'dı şüphesiz. Fabregas'ın yapması gerekeni o yaptı. Daha sonra golde hatası olmasına rağmen Koscielny'di. Messi ve Pedro'ya adım attırmadı. Gerçekten yediğimiz golün 1'de kalmasında büyük payı vardı. Nasri ise oldukça olgundu. Hırslı, agresif, isteyen bir görüntüsü vardı. Maçın hayal kırıklığı ise Fabregas'tı. Sazı bir türlü eline alamadı ne yazik ki.

Rövanş maçında Pique cezalı. Puyol'un oynayıp oynamayacağı belli değil. Barcelona defansta sıkıntı çekecek. Bunu avantaja çevirebiliriz. Şimdiden geçen seneki maç  gibi bir maç beklemeye başladı şüphesiz Barça tarafı. Ama bir şeyi unutuyorlar ki geçen seneki Arsenal yok karşılarında.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Rüyadan Kabusa 4-4

Geçen haftaki 1-0 geriden gelip kazanılan 2-1'lik Everton maçında şampiyonluğa ne kadar inandığımızı yazmıştım. Bu maç ise tam tersiydi. 4-0 önden gelip 4-4 olan maçta sanki o kadar isteksizdik şampiyonluğa.Wilshere dışında skora isyan eden kimse yoktu. İlk yarıyı izleme şansım olmadı babamın beşiktaş'ın maçını izleme arzusundan. Sadece 30. dakikada skora baktığımda 4-0'dı ve o 4 gol o an atılmışcasına sevindim. Korkuyordum bu deplasmandan. Nasri'nin sakatlığından sonra Arshavin'in ve Rosicky'nin kötü oyunu bu maç için endişelendiriyordu beni ama o an gördüğüm 4-0 rahatlatmıştı beni.

Hakem rezaletti. Diaby'nin ayağını kırmanın eşiğinden döndüren Barton'a sarı kart bile yoktu. Tamam Diaby'nin hareketi biraz abartıydı ama Barton'ın cezası nerede ? Ya ilk gol sonrası güzel bir güreşçi edasıyla Szczesny'i indiren Kevin Nolan'ın, Diaby'den masum kalır yanı ne ki ? İlk penaltı neyse ama 2. penaltı ve 4.golden önceki faulü bir hakem nasıl çalar yav ? Şampiyonluğa bu kadar yaklaşılmışken ya bu maç yüzünden hasret kalınan şampiyonluğa bir sene daha el sallamak zorunda kalırsak. Tamam 10 kişi kalabilirsin ama bu kadar da aciz oynanmaz ki. Gerçekten yazık !

Son dakika editi: Manu yenildi ve fark 4'e indi. Kaçan 2 puan daha büyük oldu.

2 Şubat 2011 Çarşamba

5 Dakkada Arsenal

Kesinlikle çok şey ifade ediyor bu maç. Şampiyonluğun telafuz edilmesinde ne kadar haklı olduğumuzu gösteren bir maç oldu bu. Şüphesiz bu karşılaşma kaybedilseydi ne yazik ki bu sezon da şampiyonluğa ulaşamayacağımız bir sezon olacaktı.

Oldukça zorlandık aslında pozisyona girerken. Bunda da en büyük sebep Rosicky'nin oyuna ağırlığını koyamaması ve Fabregas'ın Jack Rodwell'in markajından bir türlü kendini kurtaramamasıydı. İkinci yarı biraz kıpırdanma vardı Rosicky'de ama yine tatmin etmedi ki Wenger'i, oyundan alıp Arshavin'i sürdü oyuna. Arshavin'in deRosicky'nin aksine daha çok ceza sahasına girmesi, sıkı markajdaki Fabregas'ı da rahatlattı. Zaten gol de bu şekilde geldi. 2. golden önceki 5 dakikalık sürede Arsenal'in Everton'a karşı topla oynamadaki %100'e %0'lık üstünlüğü, Arsenal'in maçı ve en önemlisi şampiyonluğu ne kadar çok istediğinin göstergesiydi.

Neticede haftasonu oynanan Fa Cup'ta 2 kayıp vermemize rağmen bu maçı kazanmak çok ama çok önemliydi.

Arsenal 2 Everton 1


 
istatitstikler sporx.com'dan alıntıdır.

26 Ocak 2011 Çarşamba

ve Arsenal Finalde

Nicklas Bendtner
Yayın olmadığından maçı izleyemedim. Sadece en önemli anlarına bakabildim maçtan sonra. Şu ana kadar 4 kulvarda da kayıpsız yolumuza devam ediyoruz. Ligte işler yolunda, Fa Cup'ta turu geçtik ve Lig Kupasında (Carling Cup) final. Şampiyonlar liginde de işimiz zor gözükse de bu sefer turu geçen taraf biz olacağız.

İlk maçı yoğun maç temposunda deplasmanda 1-0 kaybetmiştik İpswich'e. Ama rövanşı 3-0 kazanarak finale kalmayı başardık.Zorlandık diyebiliriz.Golü 61. dakikada bulduk. Golden önce izlediğim kadarıyla 1-2 net pozisyonumuz var aslında. Maçtan önce Arsene Wenger; "Paul Jewell çok deneyimli bir teknik direktör. Daha önce 2006'da Wigan'ı çalıştırırken bizi yenmişti. Bu akşam onlardan çok katı bir defans beklemiyorum fakat bizim için kolay olmayacak." açıklamasında bulunmuştu. Açıklaması tuttu diyebiliriz.Zor oldu ama kazandık. Bendtner golü harikaydı gerçekten.

Şimdi önümüzde pazar günkü Emirates'te Huddersfield ile Fa Cup maçı var.  Huddersfield Coca-Cola Football League One'de mücadele ediyor. Daha önce 1 kez de (1992 yılı) Fa Cup'ı kazanmışlıkları var. Bizim için bu turu tek maçta halledip, bu yoğun maç trafiğine bir başka maç sokmamamız lazım. Pazar günü de kayıpsız geçersek herşey çok daha güzel olacak.


İlk 11:Szczesny-Sagna(:Eboue dk.18), Koscielny, Djourou, Clichy-Denilson, Wilshere, Fabregas, Arshavin(Nasri dk.84), Bendtner-van Persie(Theo Walcott dk.84)
Goller:Bendtner dk.61,Koscielny dk.64,Cesc Fabregasdk.77

24 Ocak 2011 Pazartesi

Robin Van Persie

Geçen sezon hiç yoktu neredeyse Robin van Persie sakatlık yüzünden. Bu sene de dönüşü biraz geçikmeli oldu RVP'nin ama tam oldu. Son 3 maçta tam 6 gol. Eski van Persie'nin dönüş sinyallerini çok keskin verdi bize RVP.Son olarak 3-0 kazanılan Wigan maçının da yıldızı oldu. 3 gol ile Arsenal formasıyla ilk hat-trickine ulaştı Hollandalı. 1 penaltı kaçırdı ve 1 topu da direkten döndü.

RVP Arsene Wenger'in oyun sisteminde Chamakh'tan da,  Bendtner'den de, Arshavin'den de daha çok uyuyor. van Persie'nin bu şekilde dönmesi bizleri şampiyonluk için daha da umutlandırdı.

16 Ocak 2011 Pazar

Londra Derbisi Bizim !

Londra derbisinde ligte zor günler geçiren West Ham'ı rahat geçtik 3:0. Bu maç sonrasında da büyük ihtimal West Ham menejeri Abraham Grant'ın bileti kesilecek. Maç Arsenal adına oldukça rahat geçti diyebiliriz. Alıştığımız, bildiğimiz pas yapan Arsenal vardı sahada. Bunun sonucunda da Walcott'un yerden ortasında, Nasri'nin topun üstünden atlayıp, Robin van Persie sağ ayağı ile golü yaptı.  Bu andan itibaren oyun hep Arsenal kontrolünde geçti. Djourou'nun yaptığı hatalardan doğan tehlikeler dışında kalemizde pek tehlike vermedik. 41'de sağ kanattan van Persie ile ver-kaç yaparak ceza alanına giren Walcott, önce ofsaytı bozan, daha sonrada kendisini kaçıracak olan  Wayne Bridge'ten kurtulup durumu 2-0 yaptı. 77'de de maçın en kötüsü Bridge Walcott'u düşürmesiyle kazanılan penaltıyı van Persie kullandı ve maçın skorunu ilan etti:3-0.


Aslında maçın yıldızı van Persie. 2 gol 1 asist ve 1 topu da direkten döndü. Aslında 3 gol de Walcott'un da payı var. 1 gol, 1 asist ve 1 penaltı. Geçen hafta sonu oynanan FA Cup maçında da son dakikada penaltı kazandırıp, maçın 1-1 ile bitmesini sağladı. Maçın en kötüsü Wayne Bridge'ydi. 2.golde ofsyatı bozup, gole sebebiyet verdi. 3. goldeyse penaltıyı yaptıran isimde. Arsenal adınıysa Johan Djourou diyebiliriz. Çok fazla top kaybı yaparak oynadı.